t GAZİANTEP'TE GAZETECİ YA DA GASTECİ OLMAK.

Sait SALICI

GAZİANTEP'TE GAZETECİ YA DA GASTECİ OLMAK.


1994 yılında başladığım Gazetecilik mesleğinde o günden bu güne yaklaşık 27 yıl bu şehre Gazeteci olarak hizmet ettim. O yıllarda Yerel TV’ler ve günlük az sayıda gazete vardı. Şimdi ki gibi İnternet haber siteleri, haftalık gazeteler ya da dergiler yoktu. Az sayıda yayın organı olunca Gaziantep’te Gazeteciliğin inanılmaz bir itibarı vardı, yazdığımız haberler ertesi gün gündem yaratır büyük ses getirirdi.

Güzel günlerdi güzel...

Gün boyunca yaptığımız haberlerin akşam ana haber bülteninde yayınlandığını görmek  ya da ertesi gün, çalıştığımız gazetenin sütunlarında  yer aldığını görmek ayrı bir mutluluk verirdi bize. Hep daha iyi haberler yapmak için çıkardık ertesi gün  Gaziantep caddelerine, sokaklarına, yanımızda kameraman, elimizde mikrofon ve boynumuzda fotoğraf makinesi ile..

Güzel günlerdi güzel…

Teknolojinin olmadığı zamanlardı o zamanlar, akşama doğru Anadolu ajansına gidip her gazete için ayrılan posta kutularından o günün yazılmış haberlerini alıp bilgisayarda yazardık yarın gazete de çıkması için.

Akşam haberler bitip gazetenin dizgisinin yapılıp aydıngerlerin montajlanması ve matbaaya götürülürken yaptığımız sohbetler anlamlıydı. Seviyorduk işimizi. Yaptığımız iş Gazetecilikti.

Güzel günlerdi güzel…

O günleri görüp yaşayan bir Gazeteci olarak bu günlere geldiğimiz de ise o gün gururla söylediğim ‘Gazeteciyim’ kelimesini bugün çekinerek söylüyorsam nereden nereye geldiğimizi siz düşünün. 27 yıllık meslek hayatımda binlerce haber yaptım, yaptığım haberlerden dolayı hiç mahkemelik olmadım, Hiç basın savcılığına hakkımda bir şikâyet olmadı ya da yazdığım haberlerden dolayı hiç tekzip ( Düzeltme) bile yayınlamadım. Yaptığım her haberi belgeli olarak yayınladım. Bu benim mesleki anlamda gururumdu.

Öyle olması gerekiyordu. Yaptığımız işin bir sorumluluğu olduğunu biliyorduk. Yaşadığımız kente ülkeye bizim de bir sorumluluğumuz vardı. Doğruları yazmak, halka gerçekleri söylemek gibi.

Çok uzun yıllardan bu yana Cumhurbaşkanlığı iletişim Başkanlığı ( Sarı Basın Kartı ) taşıyorum. Birçok dernek ve Uluslararası Basın Federasyonlarında üyeliğim var. Mesleki anlamda kendimi geliştirmek için aldığım sertifikaların sayısını unuttum. Habercilik anlamında aldığım başarı belgeleri bir yana…

Güzel günlerdi güzel diyoruz ya her şey o günlerde güzelmiş, Biz halen GAZETECİLİK yaparken ne zaman ki birileri bu şehir de GASTECİLİK yapmaya başladı. Her şey anlamını yitirdi bizler için

Kimdi bu Gasteciler ve nasıl bir şey di bu Gastecilik.

5N1K’yı sadece sayı olarak algılayabilen, bırakın haber yazmayı adını yazarken bile kelime hatası yapan bu tipler Gazeteciyim diye ortada gezip haber yazmasını bilmediği için haberi bir başkasına yazdıran kişilerdi.

Yayın organı olmadığı halde ortada sanki ‘CNN TÜRK Muhabiri’ gibi gezip toplantılar da dikkat çekmek için sorular sorup ertesi gün haber bile yayınlamayan kişilerdi.

Gazetecilikten anlamadığı halde Gazete kurarak bu işe yatırım gibi bakan ve iş takipçiliği yaparak Protokole yakın olup fotoğraf çektirme gayreti içinde olan ve çıkar sağlayan kişilerdi.

Gazetecilik mesleğinin etiğini ayaklar altına alıp bu işin etinden sütünden ne varsa dibine kadar kullanıp çıkar sağlama gayreti içinde olan kişilerdi.

Habercilikten anlamadıkları için sosyal medyada kişi ismi belirtmeden klavye başında yazdıkları 2 satırla gazetecilik yaptıklarını sanan kişilerdi.

Bu tipler maalesef Gaziantep’te gayet güzel itibar gören kişiler oldu. Öyle ya onlar Gazeteciydi… Bu kişilerin en büyük özelliği paldır küldür olmalarıydı çünkü Gazeteci değillerdi. Ne zaman nerede ne yapacağı ve söyleyeceği belli olmadığı için bu şehrin bazı İş adamları da, Maalesef Protokolü de, Siyasetçileri de bazı Basın danışmanları da onların ne olduğunu bildiği halde aman bana bulaşmasın diye besledi bu Zat-ı Muhteremleri. Onlar da kendilerini iyice Gazeteci zannetti.

Peki ya bizler ne olduk. 

Bugün geldiğimiz nokta da bizler ömrünü bu işe adamış Gazeteciler olarak adeta yaşama savaşı veriyoruz. Kimin umurunda ki değil mi?

Tek sorunumuz Gasteciler mi hayır. Malum bir gazete ya da haber sitesi kurmak Bakkal dükkânı kurmaktan daha kolay olduğu için önüne gelen bu işe giriyor.  Bugün geldiğimiz noktada  Gaziantep’te çok sayıda gazete ve İnternet haber sitesi var. Kurumlar ve Firmalar da ilan ya da abone ödemesi yaparken türlü türlü ayrımlar yapıyor. Haftalık gazete, günlük  gazete, haber sitesi, ahbap çavuş ilişkisine dayalı ayrım ve sonunda analitic raporu isteyen kurumlar oldu. Tüm bu ayrım yapılırken ilan ya da abone ödemelerini belirlemede bu şehir maalesef en başta yapması gereken  kim GAZETECİ kim değil ayrımını yapma cesaretini bir türlü gösteremedi.

Bizler alnımızın teriyle çalışıp günümüzü kurtarma derdindeyken bir de doymak bilmeyen  para kazanmak için diğer meslektaşlarını kötüleyerek ben şuyum ben buyum deyip  daha fazla abone ve ilan ödemesi  alma gayreti içinde olan deveyi hamuduyla götüren meslektaşlarımız var. Kimsenin ekmeğinde gözümüz yok Sizin de kimsenin ekmeğinde gözünüz olmasın. Nedense birbirinin ardından konuşarak çıkar sağlamak mesleğimizde moda olmuş. Konumuza gelirsek  birçok kurum ve firmaların bazı yayın organlarına çok uçuk abone ve ilan ödemeleri yaptığına şahit oluyoruz bizler de maalesef çok komik rakamlar alıyoruz. Bu ödemelerin miktarları nasıl ve kimler tarafından belirleniyor.?Ahbap çavuş ilişkisi ile mi!

Ne yapalım varlığımızı hissettirmek için ya da daha çok kazanmak için tam manasıyla biz de Gazeteciliği bırakıp Gastecilik mi yapalım!

Bizler yerel medya olarak kamu kurum ve kuruluşlardan Odalardan kısacası aldığımız sembolik abone ve ilanlarla Gazetenin baskısı, dizgisi, Ctp'si, katlaması, dağıtımı, vergi,  kira v.b gibi giderleri ödemekle uğraşırken bazı meslektaşlarımız nasıl oluyor sa bazı  Kurumlardan, Odalardan ve firmalardan çok ciddi destekler alabiliyor. bu arada bazı Basın danışmanları da istediği Gazeteciye  istediği kadar İlan desteğinde bulunuyor. Şimdi koltuğun diğer tarafında oturan bu arkadaşlar  bulundukları makamın kalıcı olacaklarını sanıyorlar.  Tüm bunların yanında birde Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan tasarruf genelgesi ile Belediyelerin gazetelere ilan ödeme ve abone olmaları yasaklandı. Ne diyelim hayırlısı.

ÇOK OKUNANLAR